HATİCE ÖZEK

Tarih: 19.01.2026 17:36

ŞAKA DEĞİL SORUMLULUK

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye, son günlerde Şanlıurfa’da yaşanan ve basına “şaka yapma” iddiasıyla yansıyan, 15 yaşındaki bir çocuğun yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan trajik olayın yarattığı derin sarsıntıyla yüzleşirken, henüz adli süreç tüm yönleriyle devam ediyor olsa da, uzmanların olayı incelemeye devam ettiği bu aşamada dahi apaçık görülen ve inkâr edilmesi artık mümkün olmayan gerçek, ülkede “şaka” adı altında masum ve eğlenceli gibi gösterilen pek çok davranışın aslında kontrolsüzlükle birleşerek insan hayatını tehdit eden bir tehlikeye dönüşmüş olmasıdır. 

Bu yaşanan trajedi, yalnızca bir şehirle sınırlı tek bir talihsiz olay değil; aksine, uzun yıllardır toplumun çeşitli kesimlerinde normalleştirilmiş bir şekilde sürdürülen yanlış bir kültürün kanlı faturası olarak karşımıza çıkmaktadır. “Şakaydı” diyerek hayatın geri gelmediği gerçeğini hatırlatan bu acı olay, ülkemizde ne yazık ki şaka ile ciddiyet arasındaki sınırın çoğu zaman bulanıklaştığını, çocuklar ve gençler arasında hızla yaygınlaşan kontrolsüz davranışların, sosyal medyada eğlence adı altında sunulan tehlikeli videoların ve yetişkinlerin yıllardır dile getirdiği ama bir türlü değiştirmediği “bir şey olmaz” anlayışının bir araya gelerek bugün bir gencin hayattan koparılmasına neden olduğunu gözler önüne sermektedir.

 Şanlıurfa’daki bu büyük acı hepimize, bir insanı korkutmanın, itmenin, üzerine bir şey fırlatmanın ya da fiziksel zarar verme potansiyeli taşıyan herhangi bir harekette bulunmanın asla “şaka” adı altında kabul edilemeyeceğini; çünkü bu davranışların sonuçlarının öngörülebilir bir tehlike olduğunu ve dolayısıyla hem hukuken hem de vicdanen hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini yeniden ve çok sert bir biçimde hatırlatmıştır.

 Olayın en acı yönlerinden biri, hâlâ toplumun geniş bir kesiminde bu tür tehlikeli davranışların “masum şaka” olarak algılanmasıdır; oysa birine arkadan ani bir hamle yapmak, dengesini bozacak şekilde davranmak, fiziksel şiddete dönüşme ihtimali bulunan girişimlerde bulunmak ölümcül sonuçlara yol açabilecek riskli eylemler olup, Urfa’daki acı kayıp bu gerçeği bir kez daha yüzümüze çarpmıştır.

 Çocukların bu tehlikeyi fark edememesi anlaşılabilir olsa da, yetişkinlerin bu riskleri bilmesine rağmen önleyememiş olması, sorumluluğun büyük kısmının biz yetişkinlerde olduğunu açıkça göstermektedir. 

Sosyal medyanın etkisiyle gençlerin gördükleri her tehlikeli “şaka” videosunu eğlenceli bir oyun olarak algılaması ise bu trajediyi daha da derinleştirmektedir; çünkü bu videoların hiçbirinde yapılan davranışların hukuki sonuçları anlatılmamakta, hiçbirinde gerçek hayatta yaşanan can kayıpları gösterilmemekte ve hiçbirinde ailelerin çektiği tarifsiz acılar görünür kılınmamaktadır. 

Oysa gerçek hayatta bu davranışların karşılığı çok ağırdır ve Urfa’daki gencin ölümü bunun en somut, en acı örneğidir. Bu sorun yalnızca bir ailenin yaşadığı bir acı değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir mesele olarak karşımızda durmaktadır; çünkü çocuklarımıza şakanın karşı taraf güldüğünde şaka olduğunu, can acıttığında, korkuttuğunda veya utandırdığında artık şaka olmaktan çıkıp zarar verici bir eyleme dönüştüğünü, hayati risk barındıran hiçbir davranışın eğlence olarak kabul edilemeyeceğini ve bir davranışın tehlikeli olduğunu öngörebiliyorsak o davranışın sonuçlarından hukuken ve vicdanen sorumlu olduğumuzu öğretmediğimiz sürece benzer acıların yaşanmaması mümkün değildir. 

Urfa’daki olayın bütün ülkeye haykırdığı gerçek şudur: Şaka bahanesiyle yapılan her tehlikeli davranış, potansiyel bir suç niteliği taşır ve bu nedenle yetişkinlerin, öğretmenlerin, ailelerin ve toplum büyüklerinin artık “çocuk işte”, “şaka yapmışlar”, “bir şey olmaz” gibi gerçekleri örten cümlelerin arkasına sığınmayı bırakması, bir gencin gülüşünün, bir insanın hayatının ve bir çocuğun geleceğinin kimsenin eğlence aracı olamayacağını anlaması ve tehlikeli şaka kültürüne karşı sıfır toleransla hareket etmesi zorunlu hâle gelmiştir; aksi hâlde bugün Urfa’da yaşanan acının yarın başka bir şehirde başka bir aileyi bulması ve bizim yine “Keşke daha önce önlem alsaydık” dememiz kaçınılmaz olacaktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —