Koltuk Değil Sınav Makam artık birçok kişi için hizmet kapısı değil, güç gösterisi haline gelmiş durumda. Koltuğa oturanın değiştiği ama anlayışın değişmediği bir düzenin içindeyiz.
Unvan büyüyor, sorumluluk küçülüyor. Bugün makam denince akla adalet değil ayrıcalık geliyor. Kapılar kapanıyor, mesafeler artıyor, ulaşılmaz olmak “itibar” sanılıyor.
Oysa ulaşılmaz olan yönetici değil, sorunlara çözüm üretmeyen anlayıştır. Makam; halktan kopmak için değil, halkın yükünü taşımak için vardır. Liyakat çoğu yerde bir slogan olarak kalıyor. Bilgi yerine yakınlık, emek yerine sadakat tercih edildiğinde kurumlar içten çürür.
En büyük zarar da sessizce işini doğru yapan insanlara verilir. Çünkü adaletsizliğin olduğu yerde motivasyon ölür, güven dağılır. Makamın en tehlikeli tarafı, insana dokunulmaz olduğu hissini vermesidir. Eleştiriyi tehdit sayan, hatayı kabul etmeyen, koltuğu kimliğe dönüştüren her anlayış kaçınılmaz olarak yozlaşır.
Koltuk geçicidir ama kibir kalıcı iz bırakır. Gerçek şu: Makam büyüdükçe tevazu büyümüyorsa, orada sorun vardır. Yetki artıp hesap verme azalıyorsa, orada çürüme başlamıştır. Kurumları yıkan büyük hatalar değil, küçük çıkarların normalleşmesidir. Makam bir ödül değildir, sınavdır.
O koltukta oturmak başarı değil, sorumluluğun başlangıcıdır. Koltuğu korumaya çalışanlar iz bırakmaz; koltuğun hakkını verenler hatırlanır.