Yerel gazetecilik, maalesef bazı yayın organlarında artık habercilikten çıkmış, kopyala-yapıştır faaliyetine dönüşmüştür.
Başka gazetelerde, haber sitelerinde ya da ajanslarda yayımlanan içeriklerin, tek satır kaynak gösterilmeden “bizim haberimiz” gibi sunulması ne gazeteciliktir ne de masum bir dikkatsizliktir. Bu açık bir emeğe çökme hâlidir.
Bir haberi üretmek; sahaya çıkmak, insanlarla konuşmak, belge toplamak ve sorumluluk almaktır. Oysa bugün bazı yerel gazetelerde yapılan şey, bilgisayar başında iki tıkla başkasının emeğini alıp altına kendi imzasını atmaktır. Buna gazetecilik demek, mesleğe hakarettir.
Daha vahimi ise bu durumun utanılacak bir şey olarak bile görülmemesidir. “Zaten herkes böyle yapıyor” savunması, mesleki çöküşün itirafıdır. Herkes yapıyorsa, herkes yanlıştır.
Basın etiği çoğunluğa göre değil, ilkelere göre belirlenir. Köşe yazılarında dahi başkasının haberini ya da metnini gizlice kullanıp sanki kendi tespitiymiş gibi sunanlar, yalnızca okuru kandırmıyor; yerel basının itibarını da sistemli biçimde aşağı çekiyor. Okur aptal değildir. Aynı haberin aynı cümlelerle farklı gazetelerde çıktığını gören herkes, gerçeğin farkındadır.
Bu zihniyet yüzünden yerel basına güven her geçen gün azalıyor. Sonra da “Niye kimse gazete almıyor?”, “Niye kimse bizi ciddiye almıyor?” diye şikâyet ediliyor. Güven çalınan yerde saygınlık olmaz.
Emeğin yok sayıldığı yerde gazetecilik yaşatılmaz. Yerel basın, başkasının haberini sahiplenerek değil, kendi sözünü söyleyerek ayakta kalır. Aksi hâlde ortada gazete değil, sadece başkalarının ürettiklerini çoğaltan birer kâğıt yığını kalır.
Bu da basın değil, basın taklididir.